Düşünmelerim

1001 Tilki ve İki Kurt

Kafamda 40 tilki dolanıyor lafını duymuşsunuzdur. Bence az bu sayı, kimsenin kafasında 40 tilki dolaşmaz. Herkesin daha fazla tilkisi vardır diye düşünüyorum. Benim sayım 1001, bazen daha fazla bazen az. Ancak bunlara iki kurt eşlik ediyor ki, asıl sorun yaratanlar bunlar. Temsil ettikleri şeyleri de yazacağım. Şu sıralar da siyah kurt baskın geliyor, kendimi rahatlatmak için yazıyorum şu an ve içim korkudan eziliyor.

1001 tilki her gün dolaşır, günlük sıkıntılarımı anlatırlar. İnsanın çok düşünmesi gerekir, düşünmelidir. Yoksa insanın en büyük farkı ortadan kalkar, bunlara takılmam 1001 tilkiyi genç yaşımdan beri dolaştırıyorum, kuyruklarını da değdirmemeyi başardım çoğu zaman. Bazıları çözüldü ve yok olup gitti, bazıları ise kümese daldıkları için boğuldu, bazılarını beyaz kurt boğazladı ve bazılarını da siyah kurt boğazladı.

Benzetmelerle aram iyidir aslında, simgelerle ise o kadar iyi değildir. Neyse, siyah kurt benim takıntılı düşüncelerimi temsil ediyor. Akla gelmeyecek şeyler düşünürüm bazen, hiçbir şekilde, hiçbir sağlıklı insan evladının düşünmeyeceği şeyler. Bu siyah kurt işte. Bazen boğduğu tilkinin de yerini alır o zaman cidden baş ağrısından kıç acısına doğru evrilir. Sadece insanlara karşı düşünce bazında olmaz, bu siyah kurt hisleride ele geçirebiliyor meselâ. Sözün özü sağlıksız düşüncelerimi temsil ediyor.

Beyaz kurt ise tam tersi. Tilkilere çok bulaşmaz, rahatlatır ama çok güçsüzdür. Sürekli felakete çalışan bir kafanın içinde iyi şeyler yapmak, zor iş. Bazen, nadirende olsa galip gelir. Siyahı bir süre kaçırabilir, bir kaç tilki haklamayı başarabilir ama genede güçsüzdür ve yetersizdir. Sürekli dönen çarkların arasında kalıp kendi kendini bitirdiği de çok oldu ama alıştı(m) artık. Hayat bir şekilde devam ediyor, etmeli.

Beyaz’ı beslemek, güçlendirmek lazım. Mutlu anlarında, her zamankinden umutlu olduğun zamanlarında en azından kaçırabilmek lazım ibnenin evladını. Örneklendirmem gerekiyorsa bunu sanırım güven üzerinden yapmak lazım. Beyaz kurt çok başarılı olmadığı için hiçkimseye ve hiçbir şeye güvenmedim. Beyaz kurt bazı konularda, bazı olaylarda siyahı kaçırsada o hep geri geldi ve bana bütün felaket senaryolarını kurgulattı. Her zaman her sonuca hazır duyrdum, yani kimse ya da hiçbir şey benim güvenimi boşa çıkartamadı. Şaşırmadım ki, bunun olabileceğini zaten düşünmüştüm.

Ha olacağını bilsen de canın acıyor, bilmesende canın acıyor. Ama zamanında acısını yaşamak lazım, olduktan sonra acısın tamam eyvallah. Ama bu seer olmadan önce de acımaya başlıyor ve bazende bu acı sonunu getiriyor biliyor musunuz. Tabi yazmak kolay, kişiliğimi değiştirmekten bahsediyorum burda. Olmayacak, ben bu tilkilere ve 2 kurda bağlıyım. Bu hayat böyle geçmez ama geçecek.

 

Bir Yorum Bırak