Hayatım

Her Şey Oldum da Bir Çocuk Olamadım

Cidden çocukluğumdan bahsedeceğim, şaka gibi. Lanet olsun ki kimseye anlatmadığım bu şeyleri eşek kadar adam olduktan sonra birilerine anlatma ihtiyacı hissediyorum. Çoğu insanı çocukluğundan beri bilenler olur, onların çok anlatması gerekmez sanırım. Nasıl olsa birisi biliyordur. Bende yok, kimseye anlatmadım. Bazen bir kaç parça sıkıştırdığım oldu ama tamamen hiç anlatmadım.

Çoğu kişiden şanslı doğdum ben. Bizimkiler severek evlenmiş, iki tarafında ailesi iyi insanlar bana göre. Sevgi eksik olmadı üzerimden. Maddi durumumuzda iyiydi çoğunlukla. 2001 krizinde epey bocaladık ama toparladıkta. Annem güçlü bir kişiliktir. Hâlâ da öyledir. Otoriter bir ailenin büyük kızı, sorumluluklar hep üzerine kaldığı için o da biraz pişmiş anlayacağınız. Beni ve kardeşimi hemen hemen tek başına yetiştirdi.

Babam ise daha farklı bir hikâyedir. Babası kendi babasını küçük yaşta kaybettiği için babalığı bilmemiş, ben hiç tanımadım babamın babasını. Babam da çok bi babalık görmemiş, her fırsatta gece babam ve kardeşleri uyuduğunda gelip başlarını okşadığını anlatır. Gündüz yapamazmış, yapmazmış. Babam küçük yaşta ailesinin yanından ayrılmış, yatılı okumuş. Ondan sonrada üniversite falan derken ailesiyle çok yaşamamış. Bu tabi bizim aileye falan da yansıdı farklı şekillerde. Babam daha çok mali yükü omuzlamaya başladı kısaca.

[alert type=”warning” enable_close=”yes”]Bir ara hatırlatın da şu babamla olan ilişkimi uzun uzun yazayım. İki mevzu karışırsa işin içinden çıkamam.[/alert]

Babam ben doğduktan 3 ay sonra mı ne Rusya’ya çalışmaya gitmiş. Ben de anne – annane – dede – teyze -babanne falan dolandım durdum. Çocukluğu atlattıktan sonra durum tramvatize olmaya başladı. Ailenden birisi mütemadiyen eksik, hem de rol model olarak alacağın kişi. Ben ilk başlarda başa çıkabildiğimi sanıyordum. Daha doğrusu bir eksiklik ya da bir anormallik hissetmiyordum. Herkes böyle sanıyordum. Bunun acısı büyüyünce çıkmaya başladı.

İlk başlarda beni eyleyen, yardımcı olan insanlar kendi yoluna baktı, yaşlandı. Ben kaldım, kardeşim ve annem kaldık. Ondan sonra da bi büyüdün denmeye başlandı, halbuki büyümemiştim. Sonra benim annanem hasta oldu, kimseye olmasın o hastalıktan. Düşmanım bile, düşmanımın yakını bile. Sonra annem bölünmeye başladı, her şeye yetişmeye çalışmaya başladı.

Bir yere kadar bölünebildi, eh banada binbir türlü sorumluluk gelmeye başladı. Kendimi hiçbir zaman affetmeyeceğim bir konu varsa eğer, ortaokulda bunları anlayacak kapasitede olsam da, umursamamış olmam. Zor ve yıpratıcı bir ergenlik geçirdim. Ve farkındaydım her şeyin, inadına yaptım. İstemesemde o sorumlulukları, mecburdum. Asla affetmeyeceğim kendimi.

Bir insan liseye kendi başına kayıt olmamalı, bir insan kardeşinin elinden tutup okula kaydettirmemeli. Bir çocuk, çocukluğunu yaşamalı. Gereğinden fazla sorumluluk almamalı. İnternet kafede geçireceği zamanı gidip banka sıralarında geçirmemeli. Yazlarını hasta bakarak geçirmemeli.

Ondan sonra büyüyor o çocuk, bir bakmış hayatı kaçırmış. Kendisi için yapmış olduğu en büyük seçim mesleğini seçmek olmuş. Tamam bu zaten başlıbaşına büyük bir seçim ama öğlen pizza yiyeceğimden daha büyük başka bir seçim hatırlamıyorum. Onun dışında hep yapmam gerekenleri yaptım.

Sorumluluklardan kaçmaya başladım. Yani şöyle, temel paket sorumluluklarım vardı, ekstrasını istemedim diyelim. Bir tek arkadaşlıklarda yıktım bunu. Sevili, ilişki konusunda yıkamadım. Benim hiç 1 aydan fazla ilişkim olmadım. Bu gece de hayatımda ilk defa sarhoş olmaya çalışıyorum, kendi kendime bilgisayar başında sarhoş taklidi yapıyorum. Hiçbir değişiklik de yok aslında.

Hayatı ıskaladım diyordum. Cidden ıskaladım ha, hayatı 23 yaşımdan sonra yaşamaya başladım. Onda da zamanında yapmadığım şeyler zevk vermedi doğal olarak. Gerçi hâlâ çok eksik sayılırım, yapamadım çünkü ve hala da yapamıyorum bazı şeyleri. Belki bu yazıyı okuyanlar içlerinden derdini sikeyim diyordur, hakkınızdır ama herkesin takatı farklı seviyelerde. Herkesin sorunlarının açtığı yaralar farklı, sebep olduğu sonuçlar farklı. Beni yargılamayın, benden beter durumdaysanız şanslı piçe bak deyin geçin, benden iyi durumdaysanız da vay aq neler var diyip şükür mü ediyorsunuz, napıyorsanız yapın. Bana ilişmeyin yeter.

Eh üzerine farklı sorumluluklar binince, ya da ailenin bir üyesi kendini yüce bir amaca adadığını düşününce sorunlar başlıyor. Meselâ annemle çok anne-oğul ilişkimiz olamadı, kardeşimle abi – kardeş ilişkim olmadı, baba – oğul ilişkim olmadı. Hepsi birbirine girdi, bu benim sosyal yaşantıma da bulaştı. İki şekilde, hem daha az zaman ayırdım, hem de arkadaş ilişkisi çoğu zaman kaydı abi ilişkisine döndü. Ben dışarda hiç 1 70cc’lik biradan fazlasını içemedim, benim ehliyet giderse ailenin ihtiyaçları aksar diye. Yatıya çok kalamadım, gece birine bir şey olur diye. Arkadaşlarımla Avrupa turu yapabildim, sırf arabayı almadım ve pederbey Ankara’da diye. Ailemde ise annemin arkadaşı oldum, kardeşimin babası oldum, babamın ise kardeşi oldum. Duymamam şeyleri duydum, hiç de hoş olmadı.

Sadece sorumluluklar binmedi yani üstüme, feragat ettiğimde bir sürü şey oldu. Nasıl bir insan olacağımı, nasıl bir meslek erbabı olacağımı bilmiyorum ama nasıl bir aile kurmak istediğimi biliyorum. Kalın sağlıcakla.

Bir Yorum Bırak