Rutin Sıkıntılarım

Kısaca, Başkaları İçin

Giriş yapamayacağım sanırım. Bu türde depresif atakları çoğunlukla yaşarım, en son yaşadığımda okuldaydım ve bölüm başkanına anlatıyordum. Ben bu atakları rutin ve hafif hezeyanlarım olarak değerlendirirdim ama bölüm başkanı “n’olur kendine bir şey yapma” diye bitirdiğinde durum o kadar vahim mi düşünmeye başladım.

İllaki başkaları için, sevdikleriniz için bir şeyler yapmışsınızdır. Hatta istemediğiniz şeyleri dahi yapmışsınızdır, kendinizi onlara göre ayarlamışsınızdır, katlanmışsınızdır. Bu ilişki dediğin şeyin gerekliliklerinden birisi zaten, bence yani.

Her insan evladının bir ideal benliği vardır, bir de gerçek benliği. Genelde ideal benlik düşünceler ve esinlenmeler ile alakalıdır, gerçek benlik ise içinden geldiği gibidir. Bence tabii. Ben bu ikisi arasında kaybolmuş gibiyim.

Hıyarım var diyene tuzlukla koşmak benim ideal benliğim mi yoksa gerçek benliğim mi artık kestiremiyorum. Bütün hayatını başkaları üzerinden kurgulamak, ne bileyim asıl hıyarlık gibi geliyor ama genede koşmuyor muyum? YARDIRIYORUM! Ha kimse bana dayatmadı, benim adıma karar vermedi ama ben de çoğu zaman hayır demedim. Hatırladığım en büyük karşı çıkışlarım da lisede TM seçmek, üniversitede Psikoloji seçmek. Ve işin acı tarafı, arkadaşlıklarım hariç, kendi adıma yaptığım aklıma gelen tek seçimlerde bunlar.

Ama seçtiğim alana baksanıza hıyarım var diyene tuzlukla koşmak lafının mesleki karşılığı lan psikoloji. Sanırım benim gerçek benliğim lan bu, gerçi hala kararsızım. Her şeye her zaman koşacağım, koşmamam gerektiğini bilsem de koşacağım. Bazı insanların böyle yaratıldığına inanıyorum artık, ömürleri boyunca bunu yapacaklar çünkü başka bir yaşamı bilmiyorlar. Nasıl bilsinler ki?

Başkası için yaşamak derken bunu sadece başkaları için bir şeyler yapmaktan değil, tam anlamıyla başkları sana bel bağlayanlar için yaşamandan da bahsediyorum. Hiçbir zaman elime bıçak almadım bu amaçla, bir çatıya da hiç bu amaçla çıkmadım. Olan hayatı sona erdirmek gibi değil, yok olmak gibi veya hiç olmamak gibi.

Ne fark var diyorsunuz belki ama demeyin, o kadar sığ olmayın. İntihar’ın izleri seni tanıyan son kişi de ölene kadar devam eder. Ama hiç yok olmamak kolayca doldurulacak bir boşluk oluşturur. Sanırım bu hayat amacıyla ilgili bir şey. Benim herhangi somut bir amacım yok. Öldüğümde şu olsun dediğim tek bir şey var; mümkün mertebe unutulmayayım istiyorum. Doğru bir laf olmadı, şöyle diyeyim; iyi anılmak.

Etrafımdan bir sürü hayat geldi geçti. İyisi de anıldı, kötüsüde ve küçük yaşta anladım ki kötü anılmayacaksın. Kemiklerini sikmek isteyen insanlar olabiliyor. İyi anılacağım tek amacım bu.

Bir Yorum Bırak