Düşünmelerim Hayatım

Ne Bileyim Lan Ben

Ben normalde sinirlenirim. Sinir daha sağlıklı bir yol olarak gelir bana. Bundan önce hep sinirlendim. Bozulmak, kırılmak, üzülmek yerine hep sinirlenmeyi tercih ettim. Çünkü daha sıcağı sıcağına verilen bir tepki; bir de ne çabuk sinirlenirim, ne çok sinirlenirim, ne de zor yatışırım. Bunların tam aksine; zor sinirlenirim, ayarında sinirlenirim, kolay yatışırım. Kin nedir, onu da bilmem. Olay oracıkta çözülür; ya ilişki – kişi – olay biter, ya da tatlıya bağlanır.

Bundan öncesinde ise hiçbir şey hissetmezdim resmen. Hayatımda olan biten şeylerin hiçbirine karşı bir şey hissetmedim. Müdahale etmedim; insanlar hayatıma girdi – çıktı, bana bir şeyler kattılar, benden bir şeyler aldılar, değiştirmeye çalıştılar… En çok değiştirmye çalışanlar kafama takıldı; onlara hem şaşırdım, hem dalga geçtim onlarla, sinirlendim hatta. Hiç kimse sadece durmadı ama, hepsi bir şeyler yapmaya çalıştı, “ben durayım, bu gelir ihtiyacı olunca” demedi hiçbiri. Değiştirmek isteyenlere ayrıca sinirliyim ama, sen kimsin ulan dalyarrak?

Şu sıralar ise hiç olmamış bir şeyler oluyor; kırılıyorum, bozuluyorum, üzülüyorum ciddi ciddi. Her zaman duygularını bastırmış, sadece mantığıyla hareket etmek isteyen ve buna uğraşan bir insan oldum – olmaya çalıştım. Bu sıralar neden böyle hissettiğime göre teorilerim var, aslında sadece bir tane var. Hayatıma giren insanların çoğu, benim için birer zaman harcamalık oyuncak ya da tatmin aracı oldu… Ciddi anlamda, sağlıklı ilişkiler kuramadım. Çok az insan oldu etrafımda her zaman. Meselâ hayatımda şu sıralar -aslında epey uzun süredir- 5 kişi var. Ben kaç kişinin hayatında varım bilmiyorum. Ama benim sağlıklı bağım olan, koşulsuz değer verdiğim, hayatımda kalıcı 5 kişi var. Bu durum manitam varken de değişmedi, hiçbiriyle sağlıklı bir bağ kuramadım. Ama bir tanesi var ki… Neyse, o ve diğerleri başka hikâyelerin konuları.

Artk hiç yeni insan yok hayatımda, ve oyuncaklarım elimde değil. Hayatlarını öğrenirdim, davranışlarını, duygularını, hislerini, tepkilerini, geçmişlerini… Kısaca her şeylerini öğrenirdim, işlevlerini kaybettiklerinde ise -yani bende merak uyandırmayı bıraktıklarında, tahmin edilebilir olduklarında- soğurdum. Tabii bahsettiğim gibi cidden değer verdiğim insanlar oldu aralarında. Her ne kadar soğusamda onlardan, ben soğuyana kadar geçen süre zarfında hep samimi oldum, içimden geleni yaptım, gerçekten önemsedim ama kalıcı olmadılar. Ben de ne suç var bilmiyorum gerçekten. Asla büyük konuşmadım, ileriye dönük konuşmadım. İlişki geçmişim de apaçık ortadaydı ama bu değiştirmek isteyen tayfa işte…

Ben artık sinirlenmiyorum, çoğu insan gibi -daha sağlıklı ya da daha normal olarak kabul gören- tepki veriyorum. Üzülüyorum… Uzun süredir üzülmemiştim bu anlamda. Öncede tepkisizdim, ondan sonra ise sinirliydim. Şimdi üzgünüm. Vefasızlığa üzülüyorum ben, bozuluyorum ya da bilemiyorum. Asla ve kat’a yaptığım şeyleri söylemem, yüze vurmam. Birisi bana teşekkür ettiğinde dahi utanırım lan ben. Ne yaparlarsa yapsınlar gene yüzlerine vurmam. Ama düşünüyorum, ben o dar zamanlarda onlar için daha çok üzülmüştüm, onlardan daha çok endişelenmiştim. Bilmiyorum la ben artık. Kızgın mıyım, üzgün müyüm, dargın mıyım… Bilmiyorum.

Emin de olamıyorum. Bir ilişki istiyor muyum? Buna hazır mıyım? Nesine hazır olacaksam amına koyayım… Gene aynı şeyler mi olacak, onu da bilemiyorum. Sırf bilmediğim için -tek gecelik ilişkileri saymazsak- 4 yıldır yalnızım. Kendimi mi koruyorum, başkalarını mı onu da bilmiyorum. Ama her insanın egoist olduğuna inanırım, demek ki kendimi koruyorum. Sadece, bu kadar ileriyi görmeye ve her şeye mantık çevresinde açıklama getirmeye çalışan, çok az şaşıran insanın -benim- neden buna da açıklama getiremediğini anlamıyorum, anlayamıyorum. Alayınıza kafam girsin.

Bir Yorum Bırak